01.02.2004

Gönül adamı deyince aklımıza genelde aşkı için güzel şiirler yazan, güzel besteler yapan, yani bir şekilde duygularını ifade eden insan gelir. Gönül adamı, sevdiği için yapabileceği her şeyi yapmak ister. Kendi çıkarlarından vazgeçmiştir, sadece sevdiği insanın iyi olmasını, mutlu olmasını ister. Bu da onun için yeterli bir mutluluk kaynağıdır. Gönül adamı herşeye rağmen sevebilen kişidir, sevmek onun ulaşabileceği en yüksek noktadır. Gönül adamı daima en yüksek noktada kalmak ister.

İlginçtir ki aynı duygu yoğunluğunu sadece özel hayatlarda değil gönüllülükte de görüyoruz. Gönlünde değer taşıyan şeye ulaşmak isteyen, ona duyduğu sevgiyi somutlaştırmaya çalışan kişiye gönüllü diyoruz. Özel hayatında seven kişi sevgisini bir şekilde sevdiğine ifade edemezse, sevgisinin ürünü olan güzel davranışlar sergileyemezse sevigisi bir değer taşımaz ve gerçek gönül adamı olamaz. Benzer şekilde gönlündeki sevgiyi duygu boyutundan çıkarıp somut davranışlara dönüştüremeyen kişi de gönüllü olamaz. Kısacası, sadece “seviyorum” demek yetmiyor.

Hepimiz bir sevgi arayışı içersindeyiz. Ancak aldığımız sevgi bir şeyin karşılığı olmamalı, bir bencilliği beslememelidir. Karşımızdaki insan bizden bir beklenti içine girmemelidir. Çünkü biz onun beklentisini sağlayamadığımızda sevgiyi kaybederiz. Bir başka tehlike de bizim bir niteliğimizden dolayı sevilmemizdir. Bu niteliğimizi bir şekilde kaybedersek sevgiyi de kaybederiz. Ancak “her şeye rağmen” sevildiğimiz zaman gerçek, saf sevgiye ulaşırız. Bu sevgiyi ancak gönül adamları verebilir. Gönüllü kuruluşlara gidip biraz gönül gözü ile bakarsanız görürsünüz ki gönüllüler hayatlarının her anında gerçek gönül adamlarıdır. Çünkü onlar bir şarta bağlı olmadan, karşılık beklemeden ve her şeye rağmen severler.

Reklamlar