“Toplum, yarı-kapalı bir sistem oluşturan bir insan topluluğudur. Bu topluluk üyeleri daha çok kendi aralarında iletişir ve etkileşirler ve aralarında hizmet, mal, bilgi alışverişi açısından sıkı bir dayanışma bulunur. Diğer taraftan, toplum, özgün değerler bütünü ve insanlar arasındaki ilişkiler ağı olarak da tanımlanabilir.”

“Birlik” çok sık dile getirilen içi doldurulmamış bir söz olarak olarak sık sık karşımıza çıkmaktadır. Birlik sözünü dillerde dolandıran sihirli tılsım nedir? Birlik konusunda toplumun çoğunluğu hemfikir iken bunu bu kadar ulaşılmaz kılan nedir? Herkes birlik diyor ama insanlar birlik deyince farklı şeyler mi kastediyor? “Birlik” sözünün manasında bile “birlik” olamadık mı yoksam?

Birlik sözü ile birçok kişi şunu ifade eder: aynı masa etrafında oturmak, aynı çatı altında bulunmak, aynı haberleşme topluluğunda bulunmak, maçta sloganları beraber söylemek… Bunlar birlik meselesine çok şekilci yaklaşımlardır. Bu şekilci yaklaşım aynı masada oturan kişilerin, aynı çatı altında bulunan kişi ve kuruluşların, aynı haberleşme topluluğundaki üyelerin ve aynı takımı destekleyenlerin neden kavga ettiklerini açıklayamaz. Bunlar aslında birlik değil miydiler yoksam?

“Değerler, ahlaki ve siyasal anlamda, önem verilen her şey (kimlik, onur, sadakat, gerçeklik, özgürlük, demokrasi, adalet, eşitlik, insana saygı) olarak tanımlanabilir”

Birlik, değerlerde birliği kastettiği an bir anlam kazanır. Organizasyonlar içinde veya organizasyonlar arasında olan ayrılıklar genelde kişi boyutunda olan sorunlar nedeni ile olmaktadır. Bu kişi boyutunda olan sorunlar da genelde ahlaki nedenlerden dolayıdır. Bu yüz kızartıcı ahlaksız davranışlar da cemiyetlere zarar verebilir diye kamuoyuna açıklanmaz. Dışarıdan bakanlar birlik için bir sorun göremezler. Halbuki içerideki dinamikler başkadır. Her sağduyulu insan kurum içersinde veya dışında hırsızlık, dolandırıcılık, iftiracılık, namussuzluk yapan, şiddete başvuran insanlar ile bir araya gelmek istemez. Bu insanlarla bir araya gelinmesi kurumların de meşruluğunu ortadan kaldırır. Ondan sonra bu kurumları kimse dikkate almaz. Belli değerlerleri oturtmuş kişi ve kuruluşlar her zaman çekicilik arz eder. Çünkü değerler güveni de getirir. Güven olmayan yerde de birlik olamaz.

İç dinamiklerden habersiz olan gözlemcilerin fikirleri bir değer taşımaz. Değerleri unutarak, ya da doğrusu birliğin aslında değerler birliği olduğunu farketmeyerek hadi birlik olun demek, gelecekte olabilecek birliklerin de şansını ortadan kaldıracaktır. Birlik diye tanımlanacak “aynı çatı altında bulunmalar, aynı sofrada oturmalar” belli bir süre sonra değerler çatışması nedeniyle çökecektir. Ayrıca değerler nedeniyle bir araya gelmeyen kişi ve kuruluşları “birlik değiller”, “birlik olmak istemiyorlar”, “birliğe davet ettik ama kabul etmediler” gibi sözler sarfetmek değerleri yok saymak anlamına gelecektir ama sıradan halk bu ifadeleri duyacağı için, arka plandaki değer çatışmasını görmeyecektir. Bu da değerlere bağlı olan kişi ve kuruluşların toplumdaki imajına zarar verecektir.

1+1 = 2’dir. Fakat birlerden birisi -1 olursa 1 – 1 = 0 olur. Birliği sadece pozitif düzlemde hayal etmek acı gerçeklerle bizi karşı karşıya getirir. Unutulmamalıdır ki bu dünyada mükemmel değil ve malesef -1’ler de vardır.

Bu yazı Fikirde Birlik adlı Kırım Tatar aylık internet dergisinin 1. sayısında yayımlanmıştır.
http://www.fikirdebirlik.com/yazi.asp?yazi=200605006

Reklamlar