Turkcell’in Ukrayna’da %54,8 oranında ortak olduğu Life:) abone sayısını 4.6 milyona yükselterek pazar payını %12 yaptı. Şu an UMC ve Kyivstar’ın ardından 3. sırada.

Ukrayna’ya gelir gelmez Life abonesi olduk. Kırım’daki bütün Türk öğrencilerin Life hattı var. En az 25 grivnalık (5 dolar) yüklediğiniz an 30 gün boyunca diğer Life numaralarını ücretsiz arayabiliyorsunuz. Bu arada 25 grivnanızın cebinizde kaldığını ve bedava 50 SMS verildiğini hatırlatmak gerekiyor. Bütün Türkler Life kullanınca iletişim harcamalarım çok düşük oluyor. Life dışındaki sabit ve cep numaralarını aradığınızda da dakikada 1 grivna (yani 30 YKr’den daha az) ödüyorsunuz.

Tabii işin bir başka boyutu da var. Konuşma ücretsiz olunca görüşmelerin sayısı ve süresi artıyor. Günümüz teknolojisi ne kadar gelişse de şebekenin maksimum kapasitesi var. Günün bazı saatlerine konuşmayı başarabilmek gerçekten şans işi oluyor. Hatta devam eden konuşmalar ansızın kesilebiliyor. Uzun konuşmaların sayısını azaltmak üzere bir yöntem uyguluyorlar. Belli bir dakikadan sonra bir sinyal sesi geliyor ve sonra 1-2 dakika içersinde konuşma otomatik olarak kesiliyor. Eğer daha konuşacağınız var ise tekrar arama yapıp konuşmaya devam ediyorsunuz. Bu uzun konuşmaları ben de yapıyorum. Türkiye’de edindiğim kısa konuşma alışkanlığım yavaş yavaş kayboluyor. “Beleş” hizmeti kullanmanın rahatlığını yaşıyorum. İşten eve yürüyerek dönerken yaklaşık yarım saatlik yürüyüş boyunca arkadaşlarımı arıyorum, böylece hem onlarla bilgi ağım kuvvetleniyor hem de yürürken sıkılmıyorum.

Life’ın hizmetinden bu kadar fazla yararlanmanın yanında herhalde içimden en çok küfür ettiğim şirket de bu oluyor. Kalabalık troleybüsler bile beni bu kadar sinirlendirmemiştir. Şebekenin bazı saatler aralığında çok meşgul olmasını anlayabiliyorum fakat durup dururken konuşmanın kesilmesine anlam veremedim. O kadar senelik Turkcell müşterisi olarak böyle bir olayla karşılaşmadım. Ukrayna’da pazar payı elde etme çabasında olan Life, ücretsiz konuşma abonelikleri sağlayarak abone sayısını yükseltirken bir yandan da hizmet kalitesi düşük olduğu için imajını zedeliyor. Meslektaşlarım teknik toplantılarda böyle bir kararı alırken bu konuyu nasıl tartıştılar bilemiyorum, ama görünen o ki iletişim trafiğinin tepeye vurduğu saatlerde şebekenin bloke olmasını engelleyecek çeşitli rasyonel çözüm yolları düşünülüp uygulanmamış. Bir Life müşterisi belki başka bir Life müşterisi ile saatlerce konuşmayı bedavaya yapabilir. Fakat bu demek değildir ki o müşterinin hiçbir söz hakkı yoktur. Ukrayna GSM sektörünün müşteriler açısından Türkiye’den daha iyi olduğunu düşünsem de müşteri bilinci açısından Ukrayna’nın bir Avrupa ülkesi olduğunu söyleyemem. Bu da şirketlerin hareket alanını genişletiyor.

Life kendisini diğer rakiplerinden farklılaştıran hizmetleri çeşitli kampanyalarla tanıtmaya çalışıyor. Örneğin artık yurtışı konuşmalar ile yurtiçi konuşmalar için tek fiyat var: dakikası 1 grivna. Yani Life’tan Ukrayna’daki herhangi bir numara ile dünyadaki herhangi bir numarayı aynı paraya arayabiliyorsunuz. Bugün Türk Telekom’un şehirler arası görüşme fiyatı ile şehir içi konuşma fiyatını eşitlediğini okudum. (Bakınız…)
Size Life’ın dünyayı global bir köy haline getiren kampanyasını anlattıktan sonra inşallah kendinizi enayi gibi hissetmezsiniz.

Bu kampanyada hoşuma gitmeyen bir konu da var. Yurtdışındaki bir numarayı arayacak iseniz uluslararası numarının başındaki + işareti yerine 811 numarasını getirmeniz gerekiyor. Eğer cep telefonu rehberinizde numara + ile kayıtlı ise ve aramadan evvel numarayı 811’li hale getirmezseniz görüşmeyi standart pahalı tarifeden yaparsınız. Kullanıcı alışkanlığından dolayı birkaç defa bu hatayı yaptım ve 40 dakikalık konuşma hakkım bir anda çöpe gitti. Bir ara şu 811 olayının şirket için kullanıcıların alışkanlıklarından dolayı doğan zaaflardan faydalanma yolu olduğunu düşündüm. Sonra Life’ın kullanıcı alışkanlıkları ve kullanım kolaylığı ile ilgilenen sorumlu kişisi veya topluluğunun olmadığına kanaat getirdim. Bu kadar çok müşterisi olan şirketlerde bazı müşteri şikayatlerinin önceden kestirilemediğini ve dikkate alınmağını (örneğin Turkcell, Digiturk, Garanti Bankası) görmüş birisi olarak buna şaşırmadım. Halka ilişkiler departmanları tek yönlü olarak sadece müşterilerin problemlerini çözmez, aynı zamanda bazı konuları ihmal eden veya problemleri tespit etme “içgüdüsünden” yoksun çalışanların oluşturduğu sistemin eksiklerine, açıklarına yama yapar.

Life yeterli sayıda abone elde ettikten sonra nasıl bir strateji izleyecek merak ediyorum. Ama teknolojinin gidişatından şunu anlıyorum ki yakın bir gelecekte yatay gelişime (kapsama alanı, abone sayısı) sahip olan şirketler değil hizmet çeşitliliğine sahip, dikey olarak gelişmiş şirketler şanslı olacak. 56Kbps modem ile Internet’e bağlandığımız yıllarda hangi ISP’nin kaçar müşterisi olduğunu hatırlıyor musunuz?

Türkiye’de yaşarken dünyadaki teknolojinin gelişimini uzaktan sadece “takip” etme ve gelecekte neyin olacağını tahmin etme imkanımız vardı. Şimdi Türkiye’den sadece 1 saat uzaklıkta teknolojinin dünyada nereye gittiğini “hissedebiliyorum”. Türkiye’de teknolojinin gelişimi ile ilgili karar veren kişiler bir zahmet biraz Türkiye dışına çıkıp neler oluyor görsünler!

Reklamlar