Yalnızım.
Kendime bakıyorum. Onu da yalnız görüyorum. Etrafından birçok insan geçip gidiyor halbuki. Bazılarına ilgi gösteriyor, bazıları ise onun için sadece yanından geçen birileri. Onları durdurup “Bak ben buradayım” demenin anlamı da yok zaten. Tren misali, bağırsan da, kendini parçalasan da durmaz… Dursa bile başka yere gidiyordur zaten. Çocuk bakmakla yetiniyor.Gelip gitsin diyor, ne var? Nasıl olsa bana karşılık verenler var. Onlar bana yeter, az olsun, öz olsun, diyor. Çocuk, ilgi gösterdiklerine gün geçtikçe sarılıyor. Selamlaşmadan öteye gitmek istiyor. Her karşılaşmada yeni bir söz ekliyor, diğeriyle arasına yeni köprüler eklemeye çalışıyor, emek veriyor. Bazen karşılık alıyor, bazen tersleniyor. Seninle aramda 2’den fazla köprü yaptırmam diyor. Yeter bu kadar, diyor birisi, ben kimseyle, sadece sen değil, daha fazla köprü kurmaya ihtiyacım yok diyor. Her yolu deniyor çocuk, tünel yapsak olmaz mı diyor, o da Hayır.

Çocuk bazen beş köprü yapıyor,tek yönlü, sadece karşı tarafa doğru, ancak ondan sonra karşısındaki biricik bir köprü yapmaya razı oluyor. O köprüyü yapmanın amacı da “Çocuğa ayıp olmasın” gibisinden, üstünkörü, emek harcamıyarak, çocuğun taşıdığı malzeme ile… Çocuk bıkmıyor feribotla her gün karşıya gidip geliyor, köprü özlemiyle. Gelin bir de benim tarafı görün diyor, sonra mutlaka köprü istersiniz, kaybedecek neyiniz var, sadece görün! Hergün deniyor, kaybediyor.

Bakıyorum çocuk yüzlerce köprü inşa etmiş, peki bana niye yapmamış? Yapmak zorunda mı ki!? Ben niye yapmıyorum ki… Karşısını da çok iyi biliyorum. Karşıda güzellikler, hayaller, idealler var, en önemlisi bunları yapacak çocuk var. Çocuğu tanıyorsunuz, size mutlaka gemisiyle ziyarette gelmiştir. Bu çocuk yakınlarda geldi bana. Neden daha önce tanışmamışım onunla?

Keşke daha erken gelseydi, dertlerini paylaşırdık. Ona gereksiz köprülerle kendisini yormamasını öğütlerdim herhelde. Bencil ol biraz derdim. Ancak karşıdaki yaparsa sen de yap. Buna itiraz ederdi herhalde. Onun için üzülüyorum. Kendini çok fazla yıpratıyor. Yalnız başına karşı kıyıda oturuyor. Bazen bana bakıyor. Ben bakamıyorum, gözlerim yaşlanıyor. Yüreğimin bir tarafı sızlıyor. Ona bakınca kendimi görüyorum, köprü başındaki yalnız çocuğu.

Reklamlar