You are currently browsing the category archive for the ‘Kelecek’ category.

Okuduğum sivil toplum ile ilgili makale, web siteleri ve kitaplardan bir gönüllü portresi oluşturmak için sorular çıkarmıştım.

– Kısa özgeçmiş
– Derneğimiz ile nasıl tanıştın?
– Kırım ile ilgili gönüllü çalışmalara nasıl başladın?
– Gençlik Komisyonu nasıl oluştu ya da gençlik komisyonuna nasıl katıldın?
– Kırım için hangi çalışmalarda bulunuyorsun?
– Hangi duygu ve düşünceler senin gönüllü çalışmaya motive ediyor?
– Dernekteki çalışmalar sana neler kazandırdı?
– Gönüllü çalışmalar dışındaki boş zamanlarında neler yaparsın, hobilerin nelerdir?
– Hayatta ne gibi hedeflerin var?

İşte benim cevaplarım:

Kısa özgeçmiş:
18.04.1979 tarihinde Bulgaristan’ın Hacıoğlu Pazarcık (Dobriç) şehrinde doğdum. Babam (Sedat) Aydınbey köyünden, annem (Leman) ise Pazarcık şehrindendir. 1989 senesinde ailemle beraber Türkiye’ye göç ettim. İstanbul Yakuplu’da oturuyorum. Çapa Ortaokulu ve Şehremini Lisesi’nde okudum. Halen İstanbul Üniversitesi Elektronik Mühendisliği öğrencisiyim. Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği İstanbul Şubesi’nde Gençlik Komisyonu Başkanlığı yapmaktayım. Yazının devamını oku »

Kırım Tatarları ile ilgili her tür bilginin (yazı, resim, ses, video) daha çok kişiye ulaştırmanın stratejik bir tercih olduğunu düşünüyorum. Ama bunu nasıl gerçekleştirebiliriz? Gönüllü sayısı yeterli değil, bilgi kayıt altına alınmıyor, bu bilgi arşivlenemiyor, bilgiler arasında bağlantı oluşturulamıyor, bilgiyi hedef kitlesine ulaştıramıyoruz.

En basitinden bir örnek vereyim. Crimea-L, Kırım Haber, YaşQIRIM gibi gruplarımız var. Buraya sürekli bir bilgi akışı vardır. Bu bilgiler bir şekilde tarih sırasına göre arşivlenir. Ancak bilgiler arasında hernangi bir kategorik ilişki, önem sırası, düzeni vs. yoktur. Gruba yeni katılan birisi bir bilgi için arşivi taramaya kalksa işin içinden çıkamaz. Ancak üye olduğu tarihten sonra bilgi almaya başlar. Bu tarihten önceki bütün bilgilerden mahrum kalır. Crimea-L’deki bilgileri bir düzen içinde arşivleyenler de oldu, mesela:
http://www.geocities.com/ai320/crimea.htm Bu iyi niyetli ve akıllı çalışma malesef bir yerde durdu. Bunun için birçok neden sayılabilir, işte teknik imkanlar bu kadardı, bu işi yapanın teknik bilgisi bir yere kadar yetiyordu, iş paylaşıma açık değildi, bireysel nedenlerden dolayı sona eren çalışma başkaları tarafından devam ettirilemedi. Birçok bilgi ile ilgili çalışmanın da kaderi böyle oldu ve buna karşı yeni bir strateji ortaya koymaz isek gelecekte de kıt kaynaklarla ve fedakarlıkla süzülmüş bilgi kaybolmaya devam edecek. Güncellenmeyen sitelerin listesini yaptığımızda bunu daha açık bir şekilde görebiliriz.

Bir bilgi çıkmazı var sanki, evet biz bir sokakta arabamızı sürüyoruz ama eninde sonunda o sokak bir yerde bitiyor. Müstecib Ülküsal’ın “Kırım Türk-Tatarları” kitabı çok değerli bir çalışma. O günün şartlarında yapılan, el kitabı niteliği taşıyan bu çalışma bir insanın ömrü ile sınırlı idi. Çıkmaz yolun sonuna gelindi ve bilgi orada kaldı.

Geçen seneden beri Wikipedia’yı kullanmaktayım.

  • http://tr.wikipedia.org
  • http://en.wikipedia.org
  • http://ru.wikipedia.org
  • Wikipedia bir imece ansiklopedidir. İngilizce Wikipedia’daki maddelerin sayısı 1 milyona yaklaşıyor.
    Wikipedianın kardeş projeleri de var, mesela Wiktionary imece sözlük, Wikibooks imece kitaplar, Wikisource ansiklopedik olmayan bilgi kaynağı içeriyor.

    Bu Internet yazılımını başarılı kılan özellikler çok. Çok sayıda kullanıcı siteye katkıda bulunabiliyor. Bilgiler çok iyi bir şekilde düzene sokulabiliyor. Bilgiler birbiri ile bağlantılı oluyor. Wikipedia’nın yazılımı açık kodlu olduğu için isteyen alıp kullanabiliyor. Bunu çeşitli şirketler, hobi grupları, üniversiteler, yazılım geliştiriciler kullanıyor. Mesela ben de aldım denedim: http://www.e-tatar.com Amacım ansiklopedik olmayan teşkilat içi bir kılavuz oluşturmak. Şimdilik sadece birkaç kişi bildiği için daha emekleme aşamasındayız. Niyetim bu site sayesinde topluluğumuz içinde bir oryantasyon ve koordinasyon sağlamak.

    Benim fikrime göre bilgi çıkmazından kurtarabilecek güzel bir araç var. Ansiklopedik olan bilgiler Wikipedia’da yer almalıdır. Wikibooks, Wikisource ve Wiktionary’ye uyan bilgiler de oraya aktarılmalı. Wikipedia’da Kırım Tatarca bölüm de açabiliyoruz. Açmak için yeterli sayıda kişinin desteği gerekiyor. Çeşitli küçük Afrika halklarının Wikipediaları var. Biz de ansiklopedik bilgi çalışmasına başlamalıyız.

    Neden ansiklopedik bilgi?

    İnsanlar bilgisayar başında uzun ilmi makaleler okumuyorlar. İnsanlar merak ettiği konuda, belli bir çerçeve içinde kalan bilgiyi almak isterler. Bir paragraflık bir bilgi için onlarca sayfa okuyup içinde aradığımızı bulmak sıkıcıdır.

    Ansiklopedik olmayan bilgiyi de Internet’te tutacağız ama bilgiyi ansiklopedik biçime sokmalıyız.

    Kırım gönüllülerinin önemli bir bölümü şu veya bu şekilde bilgi ile uğraşıyor. Bu değerli insan kaynağının daha verimli olabilmesi için bu modern yola girmemiz gerekiyor. Ancak bu şekilde daha çok bilgiyi daha çok kişiye ulaştırabileceğimizi düşünüyorum.

    Internet gruplarında, dernek toplantılarında, sohbetlerde vs. her yerde halkımızın mensuplarından çeşitli talepler, öneriler, eleştiriler alıyoruz. Kırım ile ilgili faaliyetlerde yıllarca yer aldıktan sonra dostlarımızdan gelen taleplerin çoğunu zaten evvelden duymuş veya düşünmüşüzdür. Bir ara kendim bütün fikirlerin, yapılan bütün işlerin bir haritasını çıkarmak istemiştim. Bu sayede sistem açısından çeşitli kazançlar olacaktı. Mesela bir defa düşünülmüş bir şey bir daha düşünülmeyecekti, bu sayede düşünce için ayrılan zaman israf edilmeyecekti. İşler ve iş fikirleri arasında ortak noktalar çıkartılacak bu sayede tasarruf yapılabilecek, kilit işler tespit edilebilecek, kısıtlı kaynaklarla başa çıkabilecek doğru strateji belirlenebilecekti. Harita çıkarılırken somut işlere kadar inen ayrıntılara yer verilerek iş planlaması kolaylaştırılacaktı. “Fikir güzel de şimdi ne yapacağım?” sorusu ortadan kaldırılacaktı. Bu harita aynı zamanda bir oryantasyon görevini yerine getirecekti. Sistem içersinde gönüllü olmak isteyen birisi haritaya bakıp kendine uygun yeri bulabilecekti. Tabii ki bu harita gibi tip bir araç sistem içersindeki gönüllülerin çeşitli altyapılara sahip olmasından dolayı kullanılması ve geliştirilmesi zor idi. Kırım ile ilgili faaliyetlerde kendisine sınır çizmeyen gönüllüler belli bir zaman içersinde bu haritanın önemli bir bölümünü beyin içersine yerleştiriyorlar. Bu nedenle bize gelen talepler, öneriler ve eleştiriler çoğu zaman bir yenilik arz etmiyorlar. Yazının devamını oku »

    Diaspora’da kendini strateji uzmanı zannedip Kırım geleceği konusunda fikirlerini zahmet edip paylaşan soydaşlarımız pek çoktur. Sanki parazitli ve dalgalı görüntüsü olan bir televizyon kanalında yayınlanan futbol tartışma programları gibi bunlar da e-posta listelerinde kendilerine muhattap bulup tartışırlar. Birileri Kırım’ı düşünüyor ve konuşuyor diye mi sevinelim ve parazitlere katlanmayı göze alıp, kanalı kaybetmemek için hiçbir kanal ayarı yapmayalım mı? Yoksa eski yöntemlerle televizyonun tepesine yumruk vurup parazitlerden kurtulalım mı? Diaspora’daki üç beş adam Kırım’ın geleceği konusunda ne yüzle konuşabiliyor? Bunlar karşılık bulmazsa kendilerini bir şey zannetmeye devam edecekler… Küsüp giden “stratejist” varsa, def olup gitsin… Allah’a şükür ki milletimize bunlardan çok vermiş, harca harca bitmiyor… Birazını ihraç edelim de karşılığında iş yapan adam ithal edelim.

    Kırım’da yaşayan dostlarımız bize hep sorarlar: “Sen ne zaman Kırım’a dönüyorsun?” Bu soru karşısında ne cevap vereceğimizi şaşırır, durup düşünürken ardından bir soru daha gelir: “Sen gelmezsen, o gelmezse, kim gelecek?”. Kırım Derneklerinde sorumluluk alıp çabalayan kişilerde gördükleri parıltıdan sonra ümit kırıcı cevaplar alan dostlarımız kim bilir diaspora için neler düşünmeye başlıyor. Kırım’a geri dönüş konusunda dostlarımıza anlamlı cevap vermek isteyenler genelde şöyle bir cümle kullanıyorlar: “Biz halkımızın uyanışı için çalışıyoruz, diaspora uyanacak, Kırım’a yardım edecek”. Bu çok mantıklı gelen cümlede bile dönüşten bahsedilmiyor. Kırım meselesi ile daha az alakalı ve fedakar olanlar tabii ki daha çok bireysel olarak düşünüyorlar, onlar da şöyle diyorlar: “Ben kariyer yapacağım, zengin olacağım, Kırım’a yardım edeceğim”. Ölme eşşeğim, ölme… Bu cümlede de koşul gözümüze çarpıyor, Kırım Tatar millî kurtuluş davasına hizmet etmek zengin olma koşuluna bağlanmış. Zengin olma konusunda iddialı olan arkadaşlar neden Kırım’da, ya da hiç değilse Ukrayna toprakları içersinde zengin olmayı hayal bile edemiyorlar? Bugün belki diasporadan vatana geri dönüş konusunda kimse bir plan ve proje ileri süremiyor, ama diaspora teşkilatlarımızı ileri seviyeye getirdiğimizde önümüze yeni ufuklar açılacak, önce Kırım’a dönüşü hayal edenlerin sayısı artacak, ardından Kırım’a dönenlerin…

    Kırım’da yaşayan bir kardeşimizle kim yüzleşmeye cesaret edebiliyor? Kırımdakiler boş konuşan adamlara demez mi: “Ya siz diasporadakiler Kırım Tatarları’nın geleceği için konuşmayı çok biliyorsunuz! Kırım’a geri dönmek istemiyorsun, Kırım’da bana yardım etmiyorsun, ben artık senden bir şey beklemiyorum, kalmadık senin boş laflarına, palavralarına… Hiç değilse kendin için bir şey yap! Ne diaspora cemiyetlerine maddi ve manevi destek yapıyorsun, ne de bu cemiyetlerde halkınla bir arada oluyorsun, hiç değilse çocuklarına atalarından bir şey miras bırak da o bari Kırım’ı bilsin, atalarını bilsin, bu globalleşen dünyada vatanını ve atasını bilmeyen bir piç gibi horlanan ve aşağılanan bir zavallıcık bala olmasın!”

    Biz diasporadakiler Kırım hakkında konuşmayacağız mı hiç? Elbette, amma evvel şu yüzümüzü kızartan meseleleri çözerek başlamalıyız. Çocuğunu gerçek milliyetçi olarak yetiştirmiş ana ve babalar Kırım’ı azat etmiş kadar büyük bir başarı göstermiş olurlar. Bu çocuklar ana ve babaların yapamadığı işleri yapacak. Cemiyetlerimizi somut katkılarla büyütecek ve güçlenderecek, bu cemiyetler de diasporada sanki ölüm orucuna girmiş ve ölümü bekleyen halkımızı ayağa kaldıracak.

    Kırım’ın geleceği ne olacak sorusunu sorma ve düşünme hakkı herhalde en son diasporadakilere düşüyor. Biz asli ve asgari görevimiz olan çocuklarımızı Kırım’ın geleceğine hazırlamayı ihmal ettikten sonra biz daha çok konuşmaya devam eder, daha çoook hayaller kurar, diasporadaki Kırım Tatarları yok oluncaya kadar kendimizi Kırım’ın kurtarıcısı zannetmeye devam ederiz…

    Kimin diasporadaki Kırım Tatarları’nın kaybedilişine canı ağırıp, canı gönülden fedakarlıklar yaptığı ortada. Geri kalanların hepsinin sözleri boş… Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. En iyisi mi biz hiç canımızı ağrıtmayalım… İşimize bakalım, en iyisini yapmaya çaba gösterelim. Gelecekte de bizim yapamadıklarımızı yapacak balalar yetiştirelim!

    Fotoğraf çekilirken neden yüzünü kapadığını sormuştum. Sadece “istemiyorum” diye cevap vermişti. Sonra bir şekilde ikna edilmiş, arkadaşlarıyla beraber iken fotoğraf çekilmesine izin vermişti. Sonra karar değiştirmiş, çekilen fotoğrafların bilgisayardan silinmesini defalarca benden istemişti. Yüzünün kapalı olduğu fotoğrafları onun gözleri önünde sildim.

    Birkaç saat sonra onca yolu teperek yine yanıma gelip diğer fotoğrafların da silinmesi için yalvarıyordu. Bu defa odada sadece ikimiz vardık. Bu defa bu fotoğrafların neden silinmesini istediğini sordum. İyi ki sormuşum…

    Sözleri tren gibi üzerimden geçiyordu. Başta kendisini beğenmediğini söyledi. Okulda samimi olduğum kız arkdaşım çok güzel, mavi gözleri var, ben onu çok beğeniyorum, dedi. Onun gibi güzel olmak isterdim, gibi hayranlığını ifade eden sözler söyledi. Sözleri seri halde geliyordu. Bir anda duyguları çıkış yolu bulmuştu. Mavi gözlü sarışın göklere çıkarken kendisi yerin dibine giriyordu. Yazının devamını oku »

    18 Ağustos 2004

    Toplum yaşamı içerisinde bireylerin vicdanında duyarlılık yaratabilecek birçok olay vardır. Olayları olumlu veya olumsuz algılama yeteneğimize duyarlılık diyoruz. Olumsuz olayların oluşturduğu duyarlılık olumlu olanlardan daha güçlü olduğu için bu yazıda duyarlılığı daha çok olumsuz olaylar için kullanacağım. Doğa kanunları gereği her olumsuz etkiye canlılardan bir tepki beklenir. Belirli bir topluluğu etkileyen toplumsal bir olaydan bahsettiğimiz zaman ise verilen tepkinin toplumsal bir boyut taşıması gerekir. Halbuki bireysel duyarlılıkların toplamı toplumsal duyarlılık anlamına gelmiyor. Toplumsal duyarlılık olmadan da toplumsal bir tepki meydana gelememektedir. Birçok kişiyi etkileyen her olumsuz olay toplumsal duyarlılığa ve ardından toplumsal tepkiye dönüşmüyor. Neden acaba? Yazının devamını oku »

    Kısaca

    Timur Berk, Kırım Tatar gönüllüsü. 18 Nisan 1979 tarihinde Bulgaristan'ın Hacıoğlu Pazarcık (Dobriç) şehrinde doğdu. 1989 senesinde Türkiye'ye göç etti. İstanbul'da Şair Baki İlkokulu, Tuna Liesesi, Mobil Ortaokulu, Çapa Ortaokulu, Şehremini Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Elektronik Mühendisliği bölümlerinde okudu. Şimdi vatanı Kırım'da mesut bir şekilde yaşıyor. Halen bekar olan Timur, yabancı dil olarak İngilizce, Bulgarca ve Rusça biliyor.

    Sayfalar

    RSS qirimtatar.net

    • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

    RSS qirimtatar.net-video

    • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

    RSS Journalism

    • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

    Kırım fotoğrafları

    Francia asegura que no reconocerá la anexión de Crimea a Rusia

    Genoese fortress

    Canyon

    Common linnet ♂

    Eurasian Coot chick.

    Diğer Fotoğraflar

    İstatistikler

    • 32,978 ziyaretçi