You are currently browsing the category archive for the ‘Türk Dünyası’ category.

Türkiye’nin kendi kabuğunu kırabilmesi ve gözünü tüm Türk Dünyasına açabilmesi için muhacir çocuklarının daha fazla insiyatif alması gerekiyor.

Aşağıda vereceğim listedeki milletvekillerinden daha fazlasını isteyin ve onları destekleyin.

İşte 22 Temmuz 2007 seçimlerinde seçilen Balkan kökenli milletvekilleri:
Yazının devamını oku »

Reklamlar

(Türkiye Cumhuriyeti) Türk Dil Kurumu sözlüğünde “ana dil” için şu tanımlama yapılıyor: “Başka diller veya lehçeler türetmiş olan dil.” Bu tanımlama dil bilimi açısından yapılmış bir tanımlamadır. Günlük hayattaki “ana dil” ise “annemizden öğrenmiş olduğumuz dil” anlamında kullanılmaktadır.

Bu iki tanımlama farklılığı dolayısı ile birçok tartışma olmaktadır. Bu tartışmalarda genelde eleştiren, hücum eden taraf Türkiye Türkleri’nden birileridir. Türk topluluklarının kimlik adları tartışmasında olduğu gibi burada da haddini aşan dayatmalar ile karşı karşıya kalınmaktadır. Kimlik adı tartışmasını biraz hatırlatırsak, Türkiye dışındaki Türk topluluklarının kimlik adları için “coğrafi ad + Türkleri” tamlaması “münasip görülmektedir”. Bazı dayatmalar öyle dereceye varıyor ki Kırgız, Kazah, Uygur, Tatar… vs. gibi belli bir coğrafik yer adı tanımlamayan şüphesiz ki Türk adları olan bu kelimelerin tek başlarına kullanılmasına karşı çıkılmaktadır. Hele ki kimlik adı konusunda eleştirilen Türk topluluğunun devleti yoksa vay haline! Garibanlarımın kimlik adları konusundaki iradelerini savunacak diplomatik kurumları da yok. Bariz bir şekilde bu Türk adları tarihten göz göre göre silinmek istenilmektedir. Bu hareketle günümüzde ve tarihte o kimlik adı ile var olmuş topluluğu soykırıma uğratmaktan farklı bir şey yapılmıyor. Ha adını silmişsiniz ha halkın kendisini…

Türkiye’de, Türkiye dışındaki Türkleri anlayabilecek ve buna göre hareket edebilecek adamlarının son derece az oluşunu son derece doğal buluyorum. Atatürk’ün Türkiye’ye bıraktığı Türklük ideolojisi mirasının bu kadarının kalmış olduğuna da şükretmeli belki de. Türkiye dışındaki Türklerle işbirliği içersinde olan camiada kimin kim olduğunu bilen dostlarımız, kimlerin hakikaten daha cana yakın, samimi, içten, anlayışlı olduğunu bilirler. Bu kişilerin bu başarıyı nasıl yakaladıklarını merak eden oldu mu? Onlar her zaman “bizden biri” olmuşlardır.

Peki geriye kalanlar? Onlar ki ülkelerinin adı Türkiye diye Türklüğün merkezini Türkiye sananlar… Onlar ki Türkiye’nin topraklarını kutsallaştırıp tüm Türklüğün anavatanını Türkiye yapanlar… Onlar ki Türkçeyi sadece Türkiye Türkçesi’ne hapsedenler… Onlar ki Türkçülüğü sloganlarla ancak yaşayabilenler… Hiç şaşırmıyorum… Milli Tarih, Milli Coğrafya, Türkçe derslerini sadece Türkiye ekseninde okuyan sıradan insanlardan daha fazlasını beklemek, bundan dolayı da onları suçlamak haksızlık olur.

Türkiye dışındaki Türklerle daima problemi olan “düşünürlerimiz” kendi arkalarının sağlam olduğunu, Türklükle, Türkçe ile alakalı herkangi bir adlandırma konusunda daima haklı olduklarını düşünüyorlar. Ne de olsa devletlerinin adı Türkiye, vatandaşlarının adı Türk, edebi dilin adı Türkçe…

Başka Türk topluluğundan birisi kendi halkı için “millet”, konuştuğu dil için “dil” derse bizim bazı Türkiye Türkleri hemen savaş boyalarını sürüp ortaya çıkarlar. Vay Türklük elden gidiyor, Türklük parçalanıyor!!!… Hemen siyaset, soybilim ve dilbilim lügat bilgileri ortaya serilir… Akıllarınca başka bir Türk topluluğunun “millet” sınıfına terfi etmesine mani olurlar. Peki onların düşüncesi boyunca Türkiye Türkleri ne hakla millet sınıfına terfi etti? Türkiye’de millet sözü çok kullanılır ve neredeyse hiçbir zaman geniş anlamda Türklük kastedilmez. Türkiye Türkçesi ne zaman lehçe olmaktan dil sınıfına terfi etti? Ders kitaplarının adlarına bakınız: Türkçe, Türk Dili… Bu kitaplarının içersinde Türkiye Türkçesi dışındaki lehçeler de öğretilse bu tanımlama geçerli olacak, ama Türkiye’de diğer lehçeler milli bir değer taşımıyorlar ki!? Türklüğün yılmaz savunucuları, doğru sözcükleri belirleme ve kullanma kılavuzu dostlarımız kendi ülkelerindeki büyük çarpıklıkları görmüyorlar da dışardaki birisinin annesinden öğrendiği dil için “ana dil” demesini esefle karşılıyorlar.

Türk milleti olarak uzun bir süre ayrı yaşadık. Bu tip tartışmaların olması son derece doğaldır. Dil ve millet tartışmaları, ortak bir edebi dil ve birleştirici bir siyasi kimlik meydana gelinceye kadar devam edecektir. Hatta ondan sonra da “enternasyonalist” düşünce ile tartışmalar sürüp gidecek.

Türkiye Türkü dostlarımıza dil ve millet konularında önce iğneyi kendilerine çuvaldızı başkalarına batırmayı denemelerini tavsiye ederim. Aksi halde yarar değil zarar getirirler. Türkiye’de yaşamış
kökü dışarıda olan birisi olarak Türkiye’deki bazı kişilerin hangi fikirsel altyapıda yetiştiklerini bildiğim için benim açımdan pek bir zararı yok. Ancak Türkiye’yi ve bu kişileri bilmeyen Türk kardeşlerimiz bu tip dayatmalara her zaman tepki göstereceklerdir. Bu da birliğe malesef çok zarar verecektir. Aman çok dikkatli olalım, benden bir dost tavsiyesi…

Kısaca

Timur Berk, Kırım Tatar gönüllüsü. 18 Nisan 1979 tarihinde Bulgaristan'ın Hacıoğlu Pazarcık (Dobriç) şehrinde doğdu. 1989 senesinde Türkiye'ye göç etti. İstanbul'da Şair Baki İlkokulu, Tuna Liesesi, Mobil Ortaokulu, Çapa Ortaokulu, Şehremini Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Elektronik Mühendisliği bölümlerinde okudu. Şimdi vatanı Kırım'da mesut bir şekilde yaşıyor. Halen bekar olan Timur, yabancı dil olarak İngilizce, Bulgarca ve Rusça biliyor.

Sayfalar

RSS qirimtatar.net

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

RSS qirimtatar.net-video

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

RSS Journalism

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Kırım fotoğrafları

İstatistikler

  • 33,176 ziyaretçi